Harbi Analiz start verdi

Harbi Analiz start verdi

At Yarışı üzerine röportaj formatında her Pazartesi akşamları samimi sohbetlerimizin startını veriyoruz. Harbi Analiz programı bazen yarışsever bazen de yarışçılık camiasından değerli isimlerin düşüncelerini paylaşacağız. Bu röportajlarımızın asıl amaçı herkesin görüşlerini su yüzüne çıkarmak ve ortak payda altında bazı yeni fikirler üretebilmektir. Hal böyleyken ilk programımız için uzun yıllardır önemli bir yarışsever dostum olan Emre Kotbaş ile başlamak istedim. Bu formatın oluşmasında desteğini esirgemeyen arkadaşlarıma da her Pazartesi bu köşeye konuk etmeye çalışacağım. Bu kısa önsözden sonra sizleri fazla sıkmadan hemen olayımıza başlayalım.

Harbi Analiz 1. Bölüm
A.Kandemir : Öncelikle röportajımıza katıldığın için teşekkür ederim Emre. Bize kendini kısaca tanıtır mısın?
E.Kotbaş : İsmim Emre KOTBAŞ. 1981 Trabzon doğumluyum ve halen Trabzon’da yaşamaktayım.

A.Kandemir : Peki bize ilk kez at yarışları ile hangi yıllarda ve nasıl tanıştığını anlatabilir misin?
E.Kotbaş : At yarışlarıyla ilk kez 1996 yılında hemen herkes gibi arkadaşların vasıtasıyla tanıştım.

A.Kandemir : Atçılıkta Kasım ayı gündem maddesi olan TJK ile Bakanlık arası sözleşme sence uzatılır mı? Yada sektörü Bakanlık özelleştirmeli mi? Konu hakkında fikirlerini açıklar mısın?
E.Kotbaş : Uzatılıp uzatılmayacağı konusunda net bir fikrim yok. Net ortamında bu işin daha içinde olan insanların yazdıklarından bilgi ediniyorum. Uzatılır mı uzatılmaz mı bilemiyorum ama bakıldığında uzatılmaması durumunda ortada bir kaos ortamı oluşuyor. Ancak çok net olan bir durum var ki bu sektör özelleştirilmeli. Devletin elinde olduğu sürece yarışçılığımızın dünyaya entegre olması söz konusu olamaz. Özelleştirilmemesi durumunda uzun süre aynı sistem devam edecektir.

A.Kandemir : Sana göre mevcut TJK yönetimi başarılı mı ?
E.Kotbaş : Bu başarı sözünden ne anladığımıza bağlı. Eğer oynanan oyunların devlete sağladığı ekonomik girdiden bahsediyorsak evet başarılı. Ancak At yarışlarının asıl amacı olan yetiştiricilik konusunda bahsediyorsak başarılı olduğu söylenemez. Çünkü yarışçılığımızın sistemi koşturmaya dayalı olduğu için dünyanın yapmış olduğu yetiştiricilik boyutuyla yarışamıyoruz. At yarışları Dünyada Yetiştiricilik için yapılırken ülkemizde koşuculuk için yapılıyor. Bu durum sadece mevcut yönetim için geçerli değil.Bundan önceki tüm yönetimler için de geçerli. TJK yönetim Kurulu üyeliği insanlara makam-mevki sağlamamalı, sorumluluk yüklemelidir. Ne yazık ki yeteri kadar sorumlu davranılmıyor.

A.Kandemir : Ülkemizde antrenörler , jokeyler ve seyislerin yurt dışı gözlemlerine göre artısı eksisi ile bize özetler misin ?
E.Kotbaş : Sadece jokey olarak düşündüğümüzde ben bizim top-class jokeylerimizin hiç bir eksik yanlarının olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın en önemli jokeylerine baktığımızda onların çok daha fazla imkanları olduğu için sürekli popüler durumdalar. Antrenör ve seyis kısmına gelince çok geride olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle Dünyadaki antrenörlere baktığımızda her şeyin tek yetkilisi olduklarından başarı ve başarısızlık tamamen onların elindedir. Ancak ülkemizde bu durum oldukça farklı. At sahibi antrenöre ne zaman kaç metre galop, kaç metre sprint vs.. yaptıracağını söyleyebiliyor. Bu durumda antrenörün başarılı olmasını beklemek çok fazla iyimserlik olur. Seyis konusuna gelince yurtdışındaki seyisler için söyleyecek şeyler olsa da bizim seyislerimiz hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımdan bir şey söylemenin çok doğru olmadığını düşünüyorum. Ancak şu bir gerçek ki gerçekten çok zor bir meslek icraa ediyorlar.

A.Kandemir : Sence atçılığımızın durumu veya atlarımızın kalitesi ne vaziyettedir ? Yurt dışı yarışları yakından takip eden biri olarak aramızdaki farklar nelerdir?
E.Kotbaş : Dünya atçılığı ile aramızda çok büyük uçurumlar var. Yukarıda da söylediğim gibi her şeyden önce yarışçılık sistemlerimiz farklı ve bundan dolayı onlara entegre olamıyoruz. Ve böyle gittiği sürece olamayacağız da. Dünyada her sene aygırlık ve annelik için onlarca at emekliye ayrılıp yetiştiricilikte kullanılıyor. Ancak ülkemiz de bu sayı oldukça az ve hemen her sene Avrupa’nın ve dünyanın işine yaramayan aygırlarını, kısraklarını alıp ülkemize getiriyoruz. Bu işin yetiştiricilik boyutu. Bu işin birde sahada olan boyutu var ki o tarafta da işler iç açıcı değil. Her sene düzenlediğimiz Enternasyonel yarışlarımıza gelen atların kaliteleri maalesef çok düşük. Her sene Avrupa’nın 2. 3. sınıf atlarına mağlup oluyoruz. Bununla birlikte bizim atlarımızın da kalitelerinde bariz düşüşler var. Bunun yanında yurt dışı enternasyonellere katılımımızda çok çok düşük. 4-5 sene de bir Dubai Festivaline at gönderebiliyoruz. İşin kötü tarafı ise bunu dünyanın en önemli atçılık olayı gibi kamuoyuna lanse ediyoruz. Atçılık da tıpkı futbol gibidir. Sahada sonucu alamazsan hiç bir geçerliliğin yoktur.

A.Kandemir : Bütün bunları söyledikten sonra elinde sihirli bir değnek olsa sektörde neleri düzeltmek isterdin? Yanlış noktalar için çözüm önerilerin nelerdir?
E.Kotbaş : Bir kere Dünya atçılığına entegre olmak istiyorsak bu kesinlikle Thorougbred yani İngiliz atlarıyla olur. Bu sebepten dolayı Arap atlarına gerekenden çok çok fazla pay ayırdığımızı düşünüyorum. Arap atları için ayrılan %45 çok ama çok fazla. Bir kere bu oran olduğu sürece ülkede yetiştiricilik yapmamız söz konusu değil. Bana göre tartışmasız bu düşünceden vazgeçip arap atlarına ayrılan payı minimize etmemiz gerek. “Arap atçılığı bizim geleneklerimizde var” sözünün arkasına sığınmamalıyız. Bu oran dünya standartlarına çekilirse gelişmemiz önündeki sorunların bir çoğu otomatikman ortadan kalkar. Gerisi zamanla zaten düzelecektir. Kısacası sistemin değişmesi gerekiyor ve elimde sihirli bir değnek olsa sistemi değiştirirdim.

A.Kandemir : Pedigri ile yakından ilgilenen ve eşleştirme yapan biri olarak elimizdeki ingiliz aygır stoğuna nasıl bakıyorsun? Özel hara sahipleri ilk kez TJK aygırlarının kalitesine yaklaştılar? Bu konu hakkındaki görüşlerin nasıl?
E.Kotbaş :Öncelikle şunun altını çizmek zorundayım eşleştirme işini “amatörce” yapıyorum. Allah nasip ederse ilerde o günleri de görürüz 🙂 Kulübün elindeki aygır stoğu artık iyice yaşlandı. Bu aygırların alternetiflerini bulmak zorundayız. Özel yetiştiricilik bence her geçen sene daha çok gelişiyor. Böyle giderse TJK yı çok kolay geride bırakacaklar.

A.Kandemir : Yeni sezonda veya genç aygırlar içinde ümitli olduğun isimler nelerdir? Sence son 10-15 yılda atçılığımıza en faydalı aygır veya aygırlar hangilerdir?
E.Kotbaş : INSPECTOR’ dan çok ümitliyim. Yeterli şansı bulması halinde babasını dahi geride bırakacaktır. Gerek baba tarafından olsun gerekse anne tarafından olsun ülkemize uyum sağlamış bir kan hattı var ve derbiyi kazanmış olmanın vermiş olduğu avantajla şans bulması halinde mutlaka kendisi gibi derbi galibi yavrular verecektir. Bunun yanında kısrak stoğumuzda Inspector’ a çok uygun kısrakların olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında TORUK MACTO, TALİPHAN, REY DE CAFE, TOROK, NATIVE KHAN, MONTE NEGRO ‘da ümitli olduğum isimler. Ancak şunu da belirtmekte fayda var. Bir aygırın kendini gösterebilmesi için mutlaka yeteri kadar şans bulması lazım. Popülizmden dolayı şans bulamayıp kendini gösteremeyen aygırlarımız da var. Popülizme direnmemiz lazım. Son yıllarda atçılığımıza faydalı olan aygırlar konusuna gelince özel aygırlardan BOSPORUS ‘un başarısı ortada. TJK ‘nın aygırları içerisinde ise 3 derbi galibi veren RED BISHOP, U.FOR, STRIKE THE GOLD ve son dönemlerde OKAWANGO oldukça başarılılar.

A.Kandemir : Elinde 10 milyon dolar bütçe ile aygır komisyonunda olsan hangi aygırları veya hangi kan hatlarını ülkemize transfer etmek istersin?
E.Kotbaş : Bir kere ülkemizin iklim ve pist şartlarını ve bunun yanında yarışçılığımıza uygun olmasını dikkate alıp Amerika yada Güney Yarım Küreden bir aygır almak isterdim. Avrupa ‘yı son çare olarak düşünürdüm. Tüm bunları dikkate alarak uzun süredir takip ettiğim iki isim var. Bunlar Artie Schiller ve Helmet. Artie Schiller ‘ı almak artık çok zor. Ancak oğlu ÇAKAL CARLOS elimizde olduğu için ilerde ondan faydalanabiliriz. Bu durumda (eğer satarlarsa) gerek doğup büyüdüğü yer olmasıyla, gerek koşup başarılı olduğu pist şartlarıyla, gerekse ihtiyacımız olan bir kan hattı olması itibariyle Darley’in HELMET ‘i ilk hedefim olurdu.

A.Kandemir : İmkanın ve zamanın olup bir kısrak alacak olsan hangi ismi almak istersin (Yurtiçi-Yurt dışı olabilir)
E.Kotbaş : Dediğim gibi INSPECTOR’ dan çok ümitli olduğum için ona çok uygun bir kısrak olduğunu düşündüğüm (profesyonel pedigri uzmanları daha iyi bilirler tabi. yanılıyor da olabilirim) Adalı ekürisinde ki SILVERINE isimli kısrağı almak isterdim.

A.Kandemir : At yarışları ile ilgili unutamadığın bir anın varsa bizimle paylaşır mısın?
E.Kotbaş : Yıllar önce 90 kuruşluk yapmış olduğum altılı ganyanı iptal ettirmiştim ve kupon tutmuş, 11 bin lira vermişti.

A.Kandemir : Bir yarışlığına jokey olsan hangi ata binmek isterdin ?
E.Kotbaş : Valla boyum 1.94 olduğu için öyle bir şansım olsa da binecek at bulamazdım herhalde. Ama boyumda uygun olsaydı ÇAKAL CARLOS ‘a binmek isterdim.

A.Kandemir : Televizyonda atçılık ile ilgili beğendiğin ve beğenmediğin programlar hakkındaki görüşlerin nelerdir? At yarışı kanallarımızda ki programları yeterli buluyor musun? Sen o kanallarda yönetici olsan neler uygulamak istersin ?
E.Kotbaş : Tahmin konseptli programların hemen hepsi başarılıdır benim gözümde çünkü at yarışı tahminciliği -yaptığım için biliyorum- gerçekten çok zor bir iş. Futbol yazarlığı gibi oynan bir maçın arkasından yorum yapmak kadar kolay değil. Aksine olacak bir olayı önceden tahmin ediyorsun. Bunların dışında ise çok fazla program yok. Ancak olanlanlar içinde “harbi” diyebileceğim program Tay TV’ deki Yarış Analiz Programıdır. Eyyamcılık yapmayan, yanlışları söyleyebilen, birilerine hoş görünmek adına biad etmeyen ve pollyannacılık yapılmayan bir programdır. Bunların dışında Tay Tv de yeni başlayan ve Yetiştiriciliği konu edinmiş programların başarılı olabileceklerini düşünüyorum.

A.Kandemir : En beğendiğin eküri ?
E.Kotbaş : Tartışmasız ELİYEŞİL ekürisi bu ülkenin görmüş olduğu en başarılı eküri. Ancak son dönemlerde istenilen başarıları gösterememiş olmaları üzücü.

A.Kandemir : En beğendiğin jokey ?
E.Kotbaş : En beğendiğim jokey Barış KURDU’ dur. Ancak en başarılı jokey Halis KARATAŞ

A.Kandemir : En sevdiğin ingiliz atı ?
E.Kotbaş : Mevcutlar içerisinde duygusal olarak ÇAKAL CARLOS’a karşı duygusal bir bağım var. Ancak ezelden beri en çok sevdiğim yarış atı KAZBEK.

A.Kandemir : En sevdiğin arap atı ?
E.Kotbaş : Yarışsever ikiye ayrılır. 1) YAVUZHAN’ ı görenler 2) YAVUZHAN’ ı görmeyenler. Ben YAVUZHAN’ ı görenlerdenim ve bence onun gibi arap atı bu pistlere gelmedi. Ancak ben CAŞ’a daha fazla sempati duyuyorum. O benim için farklı.

A.Kandemir : En sevdiğin aygır ?
E.Kotbaş : KARABEYHAN ancak INSPECTOR’ un ilerleyen dönemlerde özellikle klasik mesafelerde çok başarılı yavrular vereceğini ve uzun bir döneme damga vuracağını düşünüyorum.

A.Kandemir : En sevdiğin kısrak ?
E.Kotbaş : Bu soruya yukarıda da cevap vermiştim aslında ama bir kere daha tekrar etmiş olayım. INSPECTOR’ dan ilerde çok büyük başarılar beklediğim için ona uygun tespit ettiğim birkaç tane kısrak var. Ve onları takip ediyorum. Direk olarak şu kısrağı çok beğeniyorum diyeceğim kısrak yok.

A.Kandemir : Unutamadığın yarış ?
E.Kotbaş : Çok fazla var ancak ilk kez canlı gözle izlediğim GAZİ Koşusu olması sebebiyle CAPRICE’ in Derbi zaferini diyebilirim. Yanılmıyorsam 2000 yılıydı.
A.Kandemir : 2013 yılının en iyi 2 yaşlısı ?
E.Kotbaş : BLAZE TO WIN
A.Kandemir : 2013 yılının en iyi 3 yaşlısı?
E.Kotbaş : DIVINE HEART, TALİPHAN, FLY BY ME ve duygusal bağ kurduğum ÇAKAL CARLOS’ tan birini seç 🙂
A.Kandemir : 2013 yılının en iyi uzun mesafe atı ?
E.Kotbaş : TALİPHAN
A.Kandemir : 2013 yılının en iyi sprinter atı (kısa-orta):
E.Kotbaş : WHITE RAM
A.Kandemir : 2013 yılının en iyi atı ?
E.Kotbaş : Cumhurbaşkanlığını kazandığı için FLY BY ME diyelim.
A.Kandemir : 2013 yılının en başarılı ingiliz aygırı?
E.Kotbaş : Şans bulduğunda neler yapabileceğini gösteren KARABEYHAN
A.Kandemir : Bu güzel röportaj ve samimi sohbetin için teşekkür ederim. Hayatında sağlık, mutluluk ve başarılar dilerim. Son olarak yarışseverlere veya camiaya vermek istediğin bir mesaj var mı?
E.Kotbaş : Az hırs, bol şans…

harbi analiz

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek ister misiniz?